Borç duvarı: Büyük borçlar neden hep tasarruftan erir?
Dünyanın en büyük ekonomileri aynı anda bir borç duvarına çarpıyor. Tahvil faizleri yıllardır görülmemiş seviyelerde ve tarih, bu tür borçların genellikle nasıl eritildiğini oldukça net anlatıyor.
Kısaca
- ABD’de 30 yıllık tahvil faizi 7 Ekim’de %5,7 ile 24 yılın zirvesini gördü.
- Merkez bankaları devlet tahvillerinin en büyük alıcısı olmaktan çekildi; yerlerini faize duyarlı alıcılar aldı.
- Büyük borçlar tarihte çoğunlukla ödenmeden, enflasyon ve finansal baskıyla eritildi.
Borç duvarı: dört büyük ekonomi, tek mekanizma
Tablo tek bir ülkeyle sınırlı değil. Fransa’da 10 yıllık tahvil faizi 2022’den bu yana ilk kez %5’e ulaştı; kamu borcunun milli gelire oranı %119 ile savaş sonrası zirvede.
İngiltere’de 30 yıllık faiz 1998’den beri ilk kez %6’yı aştı. Japonya’da 10 yıllık faiz 1996’dan bu yana ilk kez %3’ün üzerinde ve iki yılda üç katına çıktı.
ABD’nin resmi borcu 40 trilyon doları geçti; bu, 2017’deki seviyenin yaklaşık iki katı. Yalnızca yıllık faiz ödemesi 1 trilyon doları aşıyor.

Neden şimdi? En büyük alıcı masadan kalktı
On beş yıl boyunca merkez bankaları kendi hükümetlerinin tahvillerini fiyata bakmadan aldı. Şimdi bilançolarını küçültüyor ya da en azından büyütmüyorlar.
Aynı anda enerji şoku ve enflasyon geri döndü; savunma, yaşlanan nüfus ve faiz harcamaları borç ihtiyacını artırıyor. Geriye fonlar, bankalar ve sigortacılar gibi fiyata duyarlı alıcılar kaldı.
Fiyata duyarlı alıcı daha yüksek faiz ister. Bütün ülkeler aynı alıcı havuzundan borçlandığı için hiçbiri bu baskıyı tek başına durduramıyor.
Borç tarihte nasıl eridi? Beş yol
- Büyüme: Ekonomi borçtan hızlı büyürse oran kendiliğinden düşer. Tek başına nadiren yetmiştir.
- Kemer sıkma: Harcama kesintisi ve vergi artışı. İngiltere Napolyon Savaşları sonrası milli gelirin iki katı borcu onlarca yılda eritti; 2010’larda Yunanistan’da ekonomi dörtte bir küçüldü.
- Yeniden yapılandırma: Açık temerrüt. Kendi parasıyla borçlanan ülke için bu yol kapalı.
- Enflasyon: Borç nominal yazıldığı için fiyatlar yükseldikçe reel yükü küçülür. 1970’lerde ABD’de enflasyon %14’e çıktı, tahvil sahipleri reel servetlerinin yaklaşık üçte birini kaybetti.
- Finansal baskı: Faiz enflasyonun altında tutulur, bankalar ve fonlar tahvil tutmaya zorlanır, sermaye çıkışı sınırlanır.
ABD’de borcun milli gelire oranı 1945’te %106’dan 1980’lerde %32’ye indi. Bu düşüş borcun ödenmesinden değil, ortalamada negatif reel faizden geldi.

Türkiye’nin yaşanmış dersi
Türkiye bu mekanizmayı 2021-2023 döneminde bizzat yaşadı. Enflasyonun çok altında politika faizi, bankalara tahvil tutma zorunluluğu, kur korumalı mevduat ve döviz alımına getirilen sürtünmeler bu araç setinin parçalarıydı.
Sonuç ders kitaplarındaki gibi oldu: devletin ve borçlunun yükü hafifledi, TL mevduatta bekleyen tasarrufçunun reel serveti küçüldü. Reel varlığa ve dövize geçenler kendini görece koruyabildi.
Bugün ABD’de geri alımlar, uzun vadeli faizleri baskılama çabaları ve stablecoin’lerin Hazine tahvili tutmasını zorunlu kılan düzenlemeler aynı yolun ilk adımları. Hazine tahminine göre stablecoin’ler tahvillere 2 trilyon dolarlık ek talep yaratabilir.

Öne Çıkan Varlıklar
| Varlık | Görünüm | Neden? | Kritik Seviye |
|---|---|---|---|
| ABD 30 yıllık tahvil | Baskı altında | Borç ihtiyacı artıyor, alıcı tabanı daraldı | %5,7 faiz |
| Fransa 10 yıllık tahvil | Baskı altında | Siyasi istikrarsızlık, %119 borç oranı | %5 faiz, 150 bp fark |
| İngiltere 30 yıllık tahvil | Baskı altında | Bütçe ve yeni vergi tartışması | %6 faiz |
| Japonya 10 yıllık tahvil | İzlemede | Para politikası normalleşmesi sürüyor | %3 faiz |
| Nominal tasarruflar | Negatif | Finansal baskı dönemlerinde reel değer kaybeder | Reel faiz sıfırın altı |
Dikkat Edilecekler
- Kemer sıkma planları seçmen tepkisiyle çökerse merkez bankaları yeniden tahvil alıcısı olmaya zorlanabilir.
- Faizin enflasyonun altında tutulduğu bir döneme geçiş, nominal varlıkta bekleyen tasarrufçunun aleyhine işler.
- Bu sürecin süresi belirsiz; tarihte iki yıldan onlarca yıla uzanan örnekler var.
Bu not, internet üzerindeki açık kaynak veri ve içeriklerden derlenmiştir; yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.